» Nazım Hikmet Ran şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni!)

16.05

2018

Yazmaz Kalem

Hüseyin Özüpekçe

Bu öykü, 17.05.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Akşam olmuş yine ışıklar kapanmıştı. Uyuduğunda insanlar; artık cansız hissiz bildikleri eşyalarının dertleşme zamanıdır.
Her biri kendi varlığının nedenlerini ve gerçekten işe yarayıp yaramadıklarını sorgulayıp dertleşiyorlardı.

...
Diğerlerinden farklı rengiyle birazda küçük boyuyla kendi kendine yazmaz kalem diyen kalemin sesi hiç duyulmamıştı. Toprak rengine çalan bir renk ne ağacından doğduğu bilinmeyen bu kalem bugüne kadar konuşmadığı gibi hiç yazmamıştıda.

Hergün kendisinin seçileceği umuduyla erkenden uyanır diğerlerinin arasında kendini göstermeye çalışırdı. Doğalı kaç yıl olmuştu sahi. Uzak ülkelerin birisinden gelmişti ta bebekliğinde. Çok fazla kimsenin olmamıştı. Bu yeni evine de bir kaç ay önce gelmişti. Uzak ülkeden yola çıktığından bu yana insanlar uyuduğunda hep eşyaları dinlerdi ama en çokta kalemleri dinlemeyi severdi. Diğer eşyalar hep işlerinden bahsederken kalemler hergün başka bir şey anlatıyor du çünkü.

Akşam olmuş yine herkes konuşuyordu bu sırada en gösterişli adına mürekkep denilen pahali bir boya ile yazabilen kalem söze başladı. Birgün almıştı eline beni kravatlı adam. Kocaman masasının üzerindeydim eğri büğrü çizgiler çizdim adına imza deniyormuş. Çizdiğim kâğıt diğer insana verilince çok sevinmişti teşekkür etti sürekli, konuşmalarından anladığım kadarıyla eşinin yanına gidebilmesi için o eğri büğrü çizgileri kravatlı adamın benimle çizmesi gerekiyormuş. Bu sırada yazmaz kalem kendi kendine sessizce soruyordu kravat ne imza ne...

Artık insanların uyanma zamanı gelmiş eşyalar bir bir susuyordu. Yazmaz kalem yine kendini gösterebilmek umuduyla diğerlerinin homurtusuna aldırış etmeden tam ortasına gelmişti adına kalemlik denilen yuvarlak eşyanın. Kalemlik kendini en kıymetli eşyalardan sayardı. Çünkü diğer eşyalar aynı işleri yaptığını anlatırken; kalemlik her gün başka şeyler öğrendiği kalemlerin eviydi. Yazmaz kalem bugün de seçilememişti. Artık akşam olup diğerleri geldiğinde ve uyuduğunda insanlar diğer kalemlerden yeni şeyler öğrenecekti.

İnsanlar akşamları da kalem kullanırmış öğrenmişti yazmaz kalem; bir defasında adına tükenmez kalem denilen siyah renkli kalemin öyküsünü dinlemişlerdi. Bir çok rengi olan tükenmez kalem vardı. Yıllarca adına blok not denilen üzerine sürekli sayılar yazılan küçük bir defterle yaşamak zorunda kalmıştı. Tek yazdığı sayılardı yıllarca tükenmez kalemin. Yeni evindede henüz bir şey yazmamıştı. Yazmaz kalem yine sordu kendi kendine blok not ne sayı ne...

Başka bir akşam kurşun kalem denilen kalemin öyküsünü dinlemişlerdi. Doğduğunda boyu çok uzunmuş şimdi ihtiyarlayınca iyice kısalmıştı. Yazdıkça kendini tüketen bir özelliği varmış. Yine sorular zihnindeydi yazmaz kalemin ihtiyarlık ne tükenmek ne...

İnsanlar uyandığında her zaman ki gibi yazmaz kalemin kendini gösterme çabası sürüyordu. Bazı kalemler seçildikten sonra kendilerinden bir daha haber alınamıyor du. Bazen de yeni kalemler katılıyor du aralarına. En çok ta yeni gelenlerin karşılanmasını seviyordu yazmaz kalem. Yeni yeni şeyler dinleme imkanı buluyordu. Bir defasında ortasından kırılmış bir kalem gelmişti kaza geçirdiğini düşündüler önce; bir gece söze başladı ortasından kırılmış kalem. İnce uzun kırmızı bir cübbe giymiş birisinin elindeydim. Bir sürü insan vardı elinde olduğum kişi yüksekte diğerleri aşağıda karşımızda oturuyordu dedi. Sürekli sorular soran cübbeli adam en son cümlesini söyledikten sonra ben bu hale geldim dedi. Diğer kalemlerde ne olduğunu anlayamamışlardı. Aralardan yaşlı bir kalem bende öyle bir salonda bulunmuştum dedi diğerlerine dönerek sonra ortasından kırılmış kaleme dönerek sen bir insan hayatının son noktası olmuşsun dedi. Yazmaz kalemin aklında yine sorular söz ne yüksek ne cübbe ne hayat ne...

Aradan günler aylar geçti yazmaz kalem bir türlü seçilmiyordu. Bu sırada gidenler gelenler oluyordu. Yine bir akşam aralarına kendilerine benzemeyen bir kalem geldi. Aslında yanlış eve gelmişti. Yumuşak ve diğerlerine göre daha tombul ve renkliydi. Hemen dikkatleri üzerine topladığından utanmıştı biraz. Oda kurşun kalem gibi doğduğunda up uzundu onunda işini her yapışında kendini tükenen bir özelliği vardı. Adına boya kalemi diyorlardı. Diğerlerine yarın burda olmam beni yanlış eve bıraktılar dedi. Onlarda anlatmasını istediler. Başladı söze benim adım kırmızı benim gibi olan yeşil mor turuncu ve türlü renkte boya kalemi var dedi. Ne iş yaparsınız diye sorduğunda ihtiyar kurşun kalem. Cevap verdi kırmızı boya kalemi; biz insanların hayallerinin fotoğrafını kağıda çizeriz. Yazmaz kalemin kafası iyice karışmıştı ne çok kalem vardı. Zihninde yine sorular beliriyordu boya ne hayal ne fotoğraf ne...
Bir kaç gün sonra yeni bir kalem daha katıldı aralarına. Diğer kalemler kendi aralarında bu yabancıyı konuşurken yazmaz kalem konuşulanları dinliyordu her zaman ki gibi. Çok sinirli dedi ihtiyar siyah tükenmez kalem, yaşlı kurşun da aynı fikirdeydi. Diğerlerinin de anlamını bilmediği bir şeydi bu yazmaz kalem gibi.
İhtiyarlar söze başlayınca sinirli kalemde konuşmaya başladı. Benim özelliğim sahibimin eline geçince değişir sahibimin son hali halim olur dedi diğer sahibime gidene veya sahibim başka bir hale geçene kadar. Kimi zaman sinirli olurum bugünkü gibi kimi zaman aşık kimi zaman duygusal; bir çok özelliğim var dedi. Bugün niye sinirlisin diye sorduklarında sahibim kağıda bir şeyler yazıyordu başlarda iyiydi son cümlelere doğru sert kelimeler kullandı sonrası burdayım işte diye noktaladı sözlerini. Yazmaz kalemin zihninde yine sorular sinir ne hal ne sert ne...

Bir sabah o kadar heyecanlandıki yazmaz kalem sahibi onu eline almıştı. Kalbi yerinden çıkacaktı ilk defa birşeyler yazacaktı henüz yazmayı bilmeyen kalem fakat bir süre sonra kendini evinde buldu ve başka bir kalem seçildi. Çok üzülmüştü bu duruma günlerce kendini göstermek için çaba göstermedi. Diğer kalemler de üzülmüşlerdi.

Yeni kalemle herşeyin değişeceğini yazmaz kalemde bilmiyordu. Bir gün aralarına boylu poslu zengin olduğu belli olan bir kalem gelmişti. Herkesin gözü onun üzerinde kaldı akşam olana kadar diğerleri bu yeni gelene bakıyorlardı. Yazmaz kalemde artık üzüntüsünü atmış yeni geleni izliyordu. Dayanamadı İhtiyarlar yine önce onlar söze başlayacaklardı daha önce böyle bir kalem görmemişlerdi. İhtiyar siyah başladı söze nerden geldin. Kitapevinden cevabı herkesi şaşırttı kimse bilmiyordu; kitapevi nedir: havalı cevap verdi Kitaplığı işaret ederek kitapların satıldığı yer. Anlamıştı İhtiyarlar gençler şaşkın şaşkın bakıyorlardı. Demekki dedi ihtiyar kurşun kitapevinde satılan kitapların buradaki evi kitaplık oluyor. Bu cümleyi az çok anlamıştı gençler. Yazmaz kalemin ilgisi o kadar çok artmıştı ki ilk defa dilinden bir söz duyuldu; ne iş yaparsın. Şiir yazarım öykü yazarım kitap yazarım ama en çok ta şiiri severim. Zihninde bir sürü soru doluyken yazmaz kalemin insan sesleri gelmeye başlamıştı eşyalar sustu.

Ertesi gün yine orda kalan havalı kalem anlatıyordu ben insanların yüreğinde olanları kağıda yazarım. Ne çok benziyordu boya kalemine o da insanların zihninden geçenlerin fotoğrafını kağıda aktarıyordu. Yazmaz kalem yerine geçtiğinde havalı kalem geldi yanına sen ne yaparsın ilk ne iş yaptığımı sen sordun bana dedi. Yazmaz kalem ben yazma bilmem dedi. ... havalı kalemin o kadar etkisi kalmamıştı artık diğerleri üzerinde çok yorgun geliyordu eve.

...

Yazmaz kalem artık merak etmiyor du artık ilgisini çekmiyor du konuşmalar. Birgün evin yanındaki masada kağıda bir şeyler yazarken sahiplerinin havalı kalemi öylece kenara attığını gördüler. Bir süre sonra tekrar gelen sahipleri elini eve doğru uzattı ve yazmaz kalem elindeydi. Diğerleri merak içinde acemi yazmaz kalemin ne yapacağına bakarken yazmaz kalem durmadan şunları yazdı

Ben'i yüreğimin Dağ'ı
Har'ın yaktı Aşk bahçemi
Semadan gözyaşın akıyor
Serinlemeyen gönlü neyleyim...

Eyyy AŞK

Sonra sahibi yazmaz kalemi buruşuk kâğıtlarla dolu adına çöp kovası denilen kovanın içine attı...

Hüseyin Özüpekçe

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri