» Sunay Akyn şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

17.04

2018

Aşkın İnsanı Nerede Bulacağı Belli Olmaz

Zübeyde Yalçınkaya

Bu öykü, 24.04.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Akreple yel kovan birbirini kovalıyordu. Tıpkı iki aşığın kovalama oyunu gibi... Bazen birbirlerini yakalıyor, bazense hiç kavuşmayacak gibi birbirinde uzaklaşıyorlardı. Soral duvardaki saate baktı ve,
-Ey aşk, seni en iyi bu saat tarif edebilir dedi.
Zaman hızla geçiyor, insanlar zaman gibi sokağın bir başından öbür ucuna gidiyor, akıyordu. Herkes bir garip telaş içindeydi. Gelenler gitmeli, gidenler gelmeliydi. İnsanların adımları üst üste yığılıyordu böylece. Kimin adımıysa kimin üzerine denk geldiği bilinmiyordu. Sokak, sanki adımların kaderini belirliyordu.
Terzi Soral, yine eni üç metre boyu üç buçuk metre olan o küçücük dükkânın da oturuyordu. Kendi kendine,
-Çarşıda gezerken derste gibi, dersteyken de çarşıda gibi olmak, bakıp da görmemek, görüp de bilmemek lazım, dedi.
Az sonra dükkânın gri renkli, demirden olan kapısı açıldı. İçeriye bir kadın girdi. Gözlerinden hüzün okunan bu kadın adamdan her zamanki gibi yardım istedi. Adam bu dükkânda çoğu zaman evine bile zar zor ekmek götürürken, yine de bu kadına yardım elini uzattı ve cüzdanın içinden o gün kazandığı tüm parayı,
- Ya nasip, diyerek, verdi.
Kadın babasının rızası olmayan bir adama sevdalanmış ve ona kaçmıştı. Adamsa kadına evlendikten sonra sahip çıkmamış, dahası kadının bu adamdan iki çocuğu olmuştu. Ve adam kadını çocukları olmasına rağmen başka bir kadınla evlenmek için boşamıştı. Kadın kimsesi olmadığı için ve çocukları da çok küçük olduğu için bir işe girip de çalışamıyordu. Ve bu yüzdende dede yerine koyduğu Soral'dan başkasına da gidip yardım istemiyordu. Soral'ın yardımları olmasa kadın eve ekmek bile alamayacak bir durumdaydı.
Kadın parayı aldıktan sonra dükkândan çıkıp gitti. Soral'sa dikiş makinasının başına geçip elinde bir müşteriye ait olan pantolonu tamir etmeye koyuldu. O kadar işle meşguldü ki kadının gitmesi üzerine beş sat geçmişti ve bu nedenle içeri giren adamı da fark edemedi. Genç adam içeri girdikten sonra Soral'a,
-Hacım şu arkadaki evler bizim dedemizin evleri. Belediye sormadan yıkmış. Bu nasıl iş. Bir kişi bile bize sormadı yıkarken dedi. Soral,
-Evladım çok soruşturdular, sahibini bulamadılar. Malum kamulaştırma işi. Yarın öbür gün buradaki her yeri yıkacaklar. Şu dükkân bile kalmayacak, dedi.
Genç sinirli bir şekilde mahkemede onlarla hesaplaşacağım deyip, dükkândan çıkıp gitti. Sonra Soral düşündü. Bu genç kim olabilirdi. Yıllardır o ev boştu. Çünkü sahibi ölmüştü. Sonra düşününce anladı ki bu genç Nafiz dedenin torunuydu.
Nafiz dede yıllarca oğlundan ve torunlarından haber beklemiş, ama hiçbir haber alamamıştı. Adamcağız tek başına bu evde ölmüştü. Ölmeden öncede Soral'a torunu ya da oğlu gelirse onlara vermesi için bir mektup bir de köstekli saat emanet etmişti.
Ertesi gün o genç yine Soral'ın yanına geldi. Soral gence:
-Adın Cüneyt mi senin, dedi.
Genç:
-Evet, dedi.
-Al bunlar senin. Deden sana ölmeden önce bıraktı dedi.
Genç önce köstekli saate baktı. Gözleri doldu. Çünkü o küçükken dedesi bu saati üzerinde taşırdı ve arada da Cüneyt'e oynaması için verirdi. Sonra Cüneyt mektubu açtı. Mektupta şunlar yazıyordu.
-Siz bu mektubu okuyorsanız, ben ölmüşüm demektir. Ama bilin sizi sevmekten başka günahım yoktur. Beni terk ettiniz, sadece hasta kızıma daha çok değer veriyorum diye. Sizi onun kadar sevmiyorum diye. Bilin ki bir elin beş parmağı aynıdır. Hangisi kesilse onun canı çok yanar. Sizler benim elimin parmakları gibisiniz. Kızım Aylam çoktan öldü. Tümör tüm vücuduna yayıldığı için. Ama ben her gün öldüm. Çünkü sizler bu zor günümde beni terk etmeyi tercih etmiştiniz. Olsun yine de ben sizleri çok seviyorum. Ve hakkımı da helal ediyorum.
Genç mektubu okuduktan sonra hüzünlendi ve mektubu köstekli saatle birlikte cebine koydu ve o tam gidecekti ki içeri bir kadın girdi. Bu kadın dün sabah Soral'ın yanına gelen kadındı. Kadın mahcup bir şekilde,
-Dede, börek yaptım ve sana da biraz getirdim dedi. Soral, tebessüm etti ve dükkandaki gence açmışın dedi. Adam başını salladı. Ve,
-Evet, dün akşamdan beri bir şey yemedim. Dedemi, babamı ve şu evi düşündüm, dedi. Kadın,
-Elindeki tabağı genç adama uzattı. Tam o sırada gençle göz göze geldiler. Adam kızın yüzüne bakınca, içinden,
-Hiç bu kadar güzel bir kız görmedim. Bu nasıl bir şey. Acaba evli mi, dedi, kendi kendine. Kız adamın ona olan bakışını fark edip, tebessüm etti. Sonra ,
-Börek almayacak mısınız, dedi. Genç adam böreği alıp yedi. Sonra Soral'a,
-Bu kız, kızınız galiba. Size börek getirdiğine göre. Soral, evet manevi kızım dedi. Genç,
-O nasıl oluyor Hacım, dedi. Soral,
-Çünkü onun benden başka kimsesi yoktur, dedi. Genç bu duruma sevindi. Demek ki kız evli değildi, Eee bundan ala ne olabilirdi? Kız,
-Evet, öyle dedi. Benim dedem ve çocuklarımdan başka hiç kimsem yok dedi. Genç,
-Çocuklarınız olduğuna göre eşiniz ölmüş olmalı.
-Yok, efendim, eşim beni başka bir kadınla evlenmek için boşadı dedi. Genç kıza ilk görüşte vurulmak buysa vurulmuştu. Ona âşık olmuştu. Gerçi iki çocuğu var ama olsun. Önemli olan anlaşmaktı ve ona göre bu kızla bir ömür geçerdi. Ama öyle hemen de kıza talip olunmazdı ki. Genç, kız dükkândan ayrılıp gittikten sonra kızın arkasından çıktı ve her acemi âşık gibi kızı takip etmeye başladı. Kız terziden iki sokak ötede bir barakada oturuyordu. Genç durumu görünce üzüldü. Genç, kendi kendine,
-Kızın kaldığı yere bakılırsa belli ki ihtiyaç sahibi biri dedi. Akşam olunca bir çuval yiyecek ve bir miktar para yaşlı adama verdi ve kızın evine gidip ona vermesini istedi. Yaşlı adam genç adamın dediğini yaptı ve yiyecek ile parayı kıza verdi. Kız, Soral dede göndermiş sanarak onları aldı ve ertesi günü gözünü Soral dedenin yanında açtı. Kız,
-Dede sana karşı çok mahcuptum, fakat dün yaptığın çok başkaydı. Ev sahibi üç ay birikmiş kiramı istemişti, sen nereden öğrendiysen hızır gibi yetiştin dedi. Soral,
-Ben ne yaptım ki, dedi. Kız,
-Daha ne yapacaksın. Bir çuval yiyecek ve yeterince de para yollamıştın, dedi. Soral,
-Kiminle yolladım, dedi. Kız saf bir şekilde,
- Yaşlı bir adamla yolladın ya dedi. Soral şaşırdı ve kıza endişelenmesin diye ben değilim demedi. Soral,
-Tamam kızım evine git. Ben sonra çocukları görmek için yanına uğrarım dedi. Kız evine gitti. Fakat bugünde yine akşam o yaşlı adam geldi. Bu seferde kıza ve çocuklarına kıyafet getirmişti. Kız her gün gelen hediyelere mutlu oluyor, ertesi günde gözünü Soral'ın yanında açıyordu. Soral'sa kimin kıza yardım ettiğini merak ediyordu. Sonunda karar verdi. Kızın evinin orada bir yere saklandı. Hava yeterince karardığında sokağın başında o genci, Cüneyt'i gördü. Sonra da Cüneyt'in yanına gelen yaşlı adamı. Cüneyt, yaşlı adama bir çuval verdi ve Soral'ın saklandığı yere Cüneyt'te gelip saklandı. Cüneyt, kızın aşkından Soral'ı fark edemedi. Yaşlı adam kıza Cüneyt'in verdiği çuvalı verdi. Kız çuvalı açtı. Sonra,
-Tam istediğim gibi. Sağol Soral dede. Nereden de bildin düdüklü tencereye ihtiyacım olduğunu, dedi, sesli bir şekilde. Sonra kız içeri girip, evin kapısını örttü. Tabi bu sırada Cüneyt saklandığı yerden tam çıkacakken arkadan bir ses geldi. Soral,
-Hayırdır Cüneyt. Ne iş dedi. Cüneyt kem küm etti. Ve sonra Soral'a kıza duyduğu hisleri anlattı. Kızla evlenmek istediğini, ama onunla hiç konuşma fırsatı bulamadığını söyledi. Soral,
-Peki kızın ihtiyaçlarını nereden öğreniyorsun, dedi. Cüneyt,
-Tabi ki yan komşusundan. Kızın durumunu öğrenmesi karşılığında ona da para veriyorum, dedi. Soral şimdi olanları anlamıştı. Kız ile genci yan yana getirip, kızında rızası olursa ikisini evlendirmeliydi.



Zübeyde Yalçınkaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Etiketler: aşk-kadın-erkek

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri