» Ümit Yaşar Oğuzcan şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

30.11

2016

Sarhoş Komşudur Aldırma Firdevs

Sıdıka Yakşi

Bu öykü, 18.12.2016 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.


-Merhaba
-Merhaba efendim. Hoş geldiniz.
-Boş odanız var mı?
-Elbette. Kaç kişi kalacaksınız?
-Tek ben.
-Nüfus cüzdanınızı rica etsem. Parayı da peşin alıyoruz efendim.
-Tamam.
Kadın çantasından kimliğini ve kredi kartını uzattı görevliye.Elleri titriyordu.
-İyi misiniz hanımefendi
-İyiyim teşekkür ederim. Çok yoruldum. Bir an önce odaya çıkıp, dinlenmek istiyorum.
-Buyurun, üçüncü kat 209 nolu oda. Odamızın manzarası çok güzeldir. İnanın, her zaman gelip kalmak isteyeceksiniz.
-Kadın acı dolu bir bakış attı resepsiyondaki görevliye.Kimliğini, anahtarlarını aldı. Bir gecelik ücretini ödeyip, merdivenlere yöneldi.
-Asansör de var efendim. Asansörle çıkabilirsiniz.
-Gerek yok. Yürüyebilirim.
-Peki siz bilirsiniz.
Resepsiyondaki görevli bu tuhaf kadının arkasından bakakaldı. Buraya her çeşit insan geliyordu. Alışıktı o tuhaflıklara.
Kadın merdivenleri tek tek çıkmaya başladı. Zorlukla çıkıyordu. Hüngür hüngür ağlamak istiyordu. Bir an önce odaya çıkmak istiyordu ama bacaklarının dermanı yoktu.
Sonunda üçüncü kata geldi. Oda numaralarını kontrol etti. 209 nolu odayı bulup, anahtarla kapıyı açtı. Oda çok sade döşenmişti. Odanın kapısında dikilip, önce odayı bir gözden geçirdi. Kapının önünde kısa bir koridor, koridordan sonra da, genişçe bir oda. Tam karşıda tek kişilik bir yatak. Yatak örtüsü çok şıktı. Yanında bir dolap, bir de çekmeceli küçük bir etejer vardı. Perdeler ve yatak örtüsünün deseni çok uyumluydu. Aydınlık, güzel bir odaydı. Resepsiyondaki görevli haklıydı. Her zaman gelip kalınabilirdi burada. Kadının eşyası yoktu. Aniden evden ayrılmıştı. İyi ki kredi kartında limiti vardı. Yoksa bu otelde kalamazdı. Kadın odaya girdi. Kapıyı kapattı. Çantasını yatağın üzerine atıp, doğruca lavaboya gitti. Duştaki musluğu sonuna kadar açıp, elbiseleriyle suyun altına girdi. Hüngür hüngür ağlamaya başladı. Ağlamaktan bedeni yorgun düştü. Oracığa çöktü. Su hala tepesinden akıyordu. Orada ne kadar kaldığını hesaplayamadı. İyice gücü kesildikten sonra, kalktı, üzerindekileri çıkartıp, otel havlularından birine sarındı. Başka kıyafeti yoktu. Bu ıslak kıyafetleri tekrar nasıl giyip dışarı çıkacaktı. Kıyafetlerini duş kabinin üzerine olur olmaz bir şekilde atıp, banyodan çıktı. Yatağa attı kendini. Çantasından bir sakinleştirici ilaç içip, gözlerini kapattı. Gözlerini her kapattığında eşini ve sevgilisini görüyordu. İkisini de çıplak olarak görmüştü. O anda ne yaptığını bilmeden, çekmecedeki silahı kaptığı gibi ikisine de ateş edip, evden çıkıp buraya gelmişti. Ağlamaya, sakinleşmeye ihtiyacı vardı. Resepsiyondaki görevli, iki kişiyi öldürdüğünü bilse, onu öyle sıcak bir gülüşle karşılayıp, otelinin manzarasını över miydi acaba ona?
Şimdi ne yapacaktı hiç bilmiyordu. Gidip teslim mi olmalıydı polise. 'O kadında olup da ben de olmayan ne vardı acaba?' diye düşündü.
O ara telefon çalmaya başladı. Arayan eve gelen yardımcı kadındı. 'Evdeki cesetleri gördü mutlaka' diye düşündü. İstemeyerek de olsa telefonu açtı.
-Efendim Firdevs
-Ece Hanım ben eve geldim. Bir de ne göreyim, yerler bütün kan. Bütün odaları dolaştım ama evde kimse yok. Çok korkuyorum! Neredesiniz? Cengiz Bey'i aradım. İyiyim ben. Haberim yok. Ece'yi ara. Benim şu an bir toplantım var" dedi bana.
Kadın kulaklarına inanamadı. Duydukları doğru muydu. Rüya mı görüyordu yoksa? Ölmemişlerdi demek. Demek ki, Cengiz de sevgilisi de kurtuldu. Evden ayrıldılar. Kimsenin olayı bilmesini istemiyorlar.
-Anladım Firdevs, sen çık. Ben gelince bakarım. Bir ambulans çağırırım, polise haber veririm. Panik yapma sakın. Bilmiyorum ne oldu. Yukarıdaki alkolik adamla karısı belki daireleri karıştırdılar yine. Bir sefer olmuştu ya. "Aç kapıyı kadın" diyerek bizim kapıya yüklenip, kapıyı kırıp, eve dalmıştı da, her şeyi kırıp dökmüştü. Yine öyle bir şeyler olmuştur. Merak etme sen. Bizim bu apartmandan bir an önce taşınmamız lazım artık.
-Tamam Ece Hanım o zaman. Ben hiç bir şeye dokunmadan çıkıyorum evden.
-Tamam Firdevs çık sen.
Kadın telefonu kapattı. Yataktan kalktı. Pencereye doğru yürüdü. Camdan dışarı baktı. Gerçekten çok hoş bir deniz manzarası vardı. Bir park vardı otelin önünde, parkın bitiminde alabildiğine deniz. Mevsim sonbahar olduğu için, ağaçlar adeta bir renk cümbüşü içindeydi. Doğadaki bütün renkler vardı sanki parktaki ağaçlarda. Otelin balkonu da vardı. Balkon kapısını açtı. Balkona çıktı. Mis gibi havayı iliklerine çekti. Üzerinde sadece bir havlu vardı. İçeriden yatak örtüsünü alıp sarındı. Bir süre manzarayı seyretti.
-Ohhh! Dünya varmış!
Kadın ertesi gün yarı ıslak elbiselerini giyip otelden ayrıldı
.
Resepsiyondaki görevli, kadın çıktıktan sonra, kat şefine haber verdi. 209 nolu oda boşaldı. Odayı temizleyebilirsiniz.
Bakalım aynı odaya kim gelecek. Bundan sonraki öyküde de o kişiyi tanıyalım. Ben de merak ediyorum. Henüz kurgulamadım.

Sıdıka Yakşi

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri