» Cezmi Ersöz şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

Ayça Özbay - BU KÖŞE "SEN" KÖŞESİ

Bir'lik Bilinci

Bir'lik bilinci ışıklıkta direniştir, bir kere her şeye teslim olduktan sonra... Kendini örten örtülerin üzerini, açtıktan sonra... Işıklıkta direnişe teslimiyettir...

Oyunu görmenin ötesine geçmektir Bir'lik bilinci. Oyundan çıkmak, oyunu bozmak, oyunbozanlık yapmaktır. Almaya, vermeye, yenmeye arkanı dönüp gitmektir. Gittiğin yerlerde başka bir oyun olmadığını görür olmak, iyice tanır olmak, oyunun kendisi olup bilir olmak; yeniden oyuna döndüğünde hem oyuncusu, hem yönetmeni, hem izleyicisi olmak; avuçların patlayana kadar alkışlarken, içindeki dingin denizlerin dibinden yükselen balıkların karnını doyurmaktır Bir'lik bilinci.

Gözlerinle bakabilmenin, kulaklarınla duyabilmenin, ellerinle dokunabilmenin, gönlünü hoş tutabilmenin ve aldığın tüm kokuların aynı nefesten tütüşünün hem aşığı, hem de maşuğu olmaktır. Oyunu yok saymak değil, senin için oynanan bu oyuna, o aşkın kendisi olup 'sen ile' kana kana akmaktır Bir'lik bilinci.

Bu dünyadan gözlerin açık gitmemek için; yaşarken bütün karanlıklarına ölmek ve daime dirilmektir Bir'lik bilinci. Öz be öz vicdanınla yüzleşebilmektir. Işığı görmek, bilmek, tanımak; o ışığın kendisi olmak, ondan başkasına paye vermemektir. Işığa sadakattir Bir'lik bilinci.

Işık her zerrededir ve taklit edilemez.

Herkes bilir ve herkes tanır aslında da; ona sadakat kendi etrafında şöyle bir dönmek ister ve bu da emek ister.

O ışık iki satırında, bir notasında, üç beş fırça darbesinde eridiğin; eridikçe çoğaldığın adamların, kadınların, senin gönlünün başköşesinde oturmasındadır mesela.

O köşe öyle büyüktür, öyle büyüktür ki; doldurulup da taşırılamaz.

O ışık onlardan bazılarının çoktan karışıp gittikleri toprağa, çocukların ellerine kitap olup, defter olup; renkli çiçekler açan tohumlar ekmektir.

O ışık yan masadaki gün görmeden yaşlanmış teyzenin, evlatlarıyla dışarıda yemek yemenin mutluluğunu yaşayan gözlerindedir. Çok beğendiği ekmekleri, oğluna da danışarak eve götürmek için çantasına koyarken kabaran göğsünün içinden süzülüvermektir taa içerisine, ışığı daim Bir'lik bilinci.

O ışık sokaktaki çıplak ayaklı çocuğa yeni ayakkabılar alıp giydiren kadının ellerinde; hiç tanımadığı bu ellerdeki ışığı fark eden bir adamın gözlerinde ve trafik lambasında dururken onları gören bir başka kadının kalemindedir mesela.

Bazen metrodaki milli piyango bileti satıcısının, tesadüfen yanına oturan kadına çantasından çıkarttığı şiir defterinden bir dörtlük okumasında ve o kadının bu dörtlüğün ahengini bozmamasındadır o ışık.

Bir sokak kedisini doyurmaktadır kimi zaman; bazen de ağaçlarla konuşmakta, rüzgara sarılmakta, bir demet kır çiçeği olmaktadır.

O ışık iki serçenin bir lokmayı bölüşmesi; komşunun sana aşure göndermesi; tanımadığı biriyle birlikte aynı anda şahit olunan bir komikliğe gözlerden yaşlar gelene kadar gülünmesi; köhne bir karanlığın, kendisine sığınmış bir nefesi, ışığı artık göremeyen kötü adamlardan gizlemesi; oyuna isyan ederken bir perdede kaybolmuşların, sıvaları dökülmüş çirkin görüntülü bir yıkıntıyı yuva bilmesi...

O ışık bazen bir ses, bazen bir koku, kimi zaman ağızlarımızda bir tat, gözlerimizde bir renk ama her zaman gönülden çıkan; hakkıyla açıklanamaz, hakkıyla anlatılamaz sıcacık bir dokunuş...

O ışık Aşk'tır! Aşk!

Ve Bir'lik bilinci, Aşk'ı görmek, bilmek, tanımak; Aşk'ın kendisi olmak, Aşk'a sahip çıkmaktır. Ondan başkasına paye vermemektir. Ona sadakat, onu örten oyunlara ihanettir. Ve oyuna Aşk'ı büyütmek adına, ama öyle ama böyle 'kendince' iştirak etmektir.

Bir'lik bilinci Aşk'ın nefesi olmaktır; eli, dili, sesi, lezzeti olmaktır. Bir karanlık varsa, ışık görünsün diye olduğunu bilebilmektir. Karanlığı karararak değil de, ışığa sahip çıkıp büyüterek aydınlığa boğabilmektir.

Bir'lik bilincinin tek dileği; leblebi tozuna şeker karıştırmış o bildiğimiz çocuğun gözlerindeki ışıkta buluşabilmektir.

İnsanın onu, insanda ve her bir zerrede bulabilmesi, ondan başkasını kendine yar etmemesi...

Karanlıklarını, örtülerini kendisinde bulabilmek ve onları teker teker açıp, ışığı tüm vücuda yayabilmek... Birbirine düşürmelere; bebelere gelinlik giydirmelere; insanın, doğanın katledilişine; bütün sahteliklere ışıklıkta direniştir Bir'lik bilinci.

O hep buradadır da, dileği kendine kendini gösterebilmek... Kendi gölgelerine her bir elden, o elin üslubunca dur diyebilmek...

Zariftir her daim.

Nazlı bir çiçekten çok, dikenlerinin arasından katmer katmer açan bir güle yaraşan bir zerafetle zariftir Bir'lik bilinci...

Edebi, ışıktan sebep, daim; hüznü, kimi zaman en kalabalık tek başınalıktan, kimisinde an'larda kalmış örtülerinden ve daimi neşesi, şenliği kendiliğinden.

Bir'lik bilinci özgürlüğün kendisidir, himaye edilemez; sahiplenmez, sahiplenilemez; tek çatısı ışıktır, o da her zaman şimdidedir ve buradadır, demek ki her zerrededir.

Bir'lik bilinci akıldır, akıllıdır, akıllara durgunluk vereninden. Sahnede neye, ne kadar, ne yapacağını da; nerede susup nerede konuşacağını da; örtülerinin kıskançlığını, yargılarını, kibrini, beklentilerini, çıkarcılığını, bütün karanlıkların efendisi olduklarını da; onların yalnızca tanınmakla ve elini uzatıp kaldırmakla açılacağını da; aksi taktirde altlarında bekleyen güneşi doğdurtmayacağını da; gereğinde ışığıyla onlara azap olduğunu da bilir ve bildiğini de bilir.

Bir'lik bilinci sahnedeyken; eyvallahı, bir tek ışığını yansıtan gönülleredir. Ne basitçe 'insan' olmanın masumiyetini kendi hayrına kullananları, ne saf gönülleri gönlünden vuranları ayırır kendinden Bir'lik bilinci. Her birini kendinden görür, kendinden tanır, kendinden bilir. İşte tam da bu sebeple örtülerinin ne yaptığını ve getireceği sonuçları çok iyi bilir.

İnsan'lığa sahip çıkmaktır Bir'lik bilinci. Örtülerin de, örtenlerin de, örtünenlerin de karşılarında Bir'lik bilinci durmaktadır bütün hücreleriyle, damarında aşkla akan yaşam enerjisiyle.

Her bir zerrenin kulaklarında, örtülerin kapatmış olduğu Bir'lik bilincinin müziğinin sesi çınlamaktadır. Örtü o aklını alan muhteşem sesin içeriden geldiğini ve o sesle örtülüğün kalkacağını, hükmünün tamamlanacağını bilir. İşte bu yüzden korkar. Hem de ne korkmak! İşte bu yüzden saldırır, bu yüzden üzülür, bu yüzden acır kendine, bu yüzden duyguları sömürür, bu yüzden beyinleri yıkar, bu yüzden ideolojilerle, vicdanlarla, algılarla oynar; bu yüzden insana insanlığını unutturur.

Ve Bir'lik bilinci örtülerini öpüp, kendi üstünü kendinden açtığında; kazananı kaybedeni olan oyunları, daim olan tek şey olduğunu bildiği o ışığı çoktan kazanmış olmanın sevinciyle oynar.



Üzülürken üzüntüde, ağlarken gözyaşlarında, kızarken öfkeler içinde kaybolmaz. Bir üzüntü varsa ışıkladır, öfkesi de gözyaşları da ışıkladır. Gelir ve geçer... Aynı oyuna dair sevinçler ve neşeler gibi...

Daim olan ışıktır.

O ışık Aşk'tır.

Ve o Aşk'a sadakat Bir'lik bilincidir.

Kimi zaman eliyle, kimi zaman diliyle, kimisinde kalemiyle, illa ki bileğiyle ve her birinden yansıyan tek mana olan bu tek yüreğiyle, tek bir vücut olmaktır Bir'lik bilinciyle yaşamak.

Ve işte o Aşk içindir yaşamak...

- 31.8.2017 01:16:06

Yazarın Diğer Yazıları

Siirkolik
Nigar Baran - 7.9.2017

Satırları okudukça içim açıldı

Günaydın niyetine her gün okunulası

Yazıyla gelen bu gönül ferahlığı için teşekkürlerimle, Kaleminize çokça sağlık olsun

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri