» Necip Fazıl Kısakürek şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni!)

14.10

2010

Spor

Cahit Karaç



Sporun amacını aşağı yukarı bundan üç bin yıl önce Aristo, çocuklarımızın bedensel gelişimini sağlayarak hayata daha sağlam adımlarla tutunup yürüyüp koşmalarını sağlar demiş. Buna mukabil içsel (ruhi) gelişiminin de müzikle sağlanabileceğini söylemiş.

Spor insanın bedenini geliştirir. Hayatta karşına çıkacak olan her türlü tehlikeye karşı koymasını sağlamasına yönelik direncini artırır. O nedenle de spor, insanın hayatta kalıp var olma mücadelesini sürdürmesine yönelik bir hareket şeklidir. Bu hareket şekliyle insan vücudunu geliştirilerek tüm olumsuzluklara karşı koyması için önceden vücut hazırlanıp güçlendirilir.

Güçlenen vücudun yanı sıra sporla uğraşan insanlarda konuşma dili gelişir. Uzlaşma ve anlaşma yeteneği gelişir. Kendine olan güveni artar. Hayatta kalıp var olma mücadelesi başlar. Rakiplerine karşı her geçen gün güç kazanır. Dolayısıyla bedenle birlikte tüm duygular gelişip olgunlaşır.

Doğayla iç içe bir yaşam başlar. Risk almayı, cesaretli olmayı, acıya katlanıp sabretmeyi, hoş görüp sevmeyi, kazanınca sevinmeyi, kaybedince hüzünlenmeyip yeniden denemeyi, duygularda ölçülü olup tekamül etmeyi öğrenir.

Müzik de insanın içindeki kaba duyguların törpülenip yok olmasını yada dengede tutulmasını sağlar. Demek ki, müzikte insan ruhuna ince ayar yapar.

Toplumun sağlıklı gelişmesi açısından sporda müzikte gereklidir. Gençler yetenekleri dahilinde ikisinden birisisine yönlendirilmelidirler.

O halde spor ve müzikten beklenen gaye ve amaç zaman içinde insanın gelişip tekamül etmesinin sağlanmasıysa, bunun için öncelikle yapılması gerekenler önce çıkarılıp o yönde de eğitim verilmelidir.

Sporcularımız oyun alanlarına çıkarken hiçbir zaman birbirlerini hasım olarak görmemeliler. Taraflar birbirlerini oynanacak olan oyunun kuralına uygun rakip olarak görüp sahaya çıkmalılar. Aksi tutum ve davranış şekli, toplum psikolojisiyle sporcuları tutan taraftar sayısını sağlıklı olmayan bir yapıda artırıp kulüplere ekonomik katkı sağlamış olsa da gelecek için sağlıklı bir yapı oluşturmayıp sporun da ruhuna uygun düşmeyen bir yönde gelişme sağlamaktadır.

Halbuki, tüm spor müsabakaları gerçek anlamda sporun ruhuna uygun yapılmış olsa çok daha fazla yarar sağlayacağı kanısındayım. O da şu; 'Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.' Yoksa, koca bir stadyumda spor adına yirmi iki kişi koşup zıplayıp oynayacak. Eli - altmış bin kişide sadece onları seyredip bağırıp çağırarak deş arz olacak.

Burada sadece oynayanlar ile kulüpler kazanacak. Onları tribünlerden seyreden halk kaybedecek.

Daha sonra kazanana karşı kaybeden taraf biraz daha hırslanıp, tekrar rakibine karşı hazırlık yapıp yeniden oyun alanına gelip oynayacak.

Sadece bu amaca yönelik yapılan spor, spor değildir. Bu bir gösteridir. Adı da müsabakadır. Müsabakada taraflardan biri kazanırken diğeri kaybeder. Bu şekilde yapılan spor da sadece yirmi iki kişi ile kulübü kazandırır. Kazananları sevindirir, mutlu eder. Diğerlerini üzüp mutsuz eder.

Halbuki, ruhuna uygun yapılan sporda kaybeden taraf hiç olmaz. Çünkü spor yapan herkes sağlıklı ve mutlu olur. Her kes kazanır. Herkes sevinir.

Ama maalesef bu gün yapılan spor, bana göre spor değil, tamamen bir kaç kişinin zenginleşmesine yönelik, gençler arasında yapılan karşılıklı bedensel güç çarpışmasından başka bir şey değildir.

Spordan güdülen amaç asla bu olmamalıdır. Bu günkü anlamıyla yapılan sporda zaten maliye açısından bacasız fabrika şeklinde görülmektedir. Bu çok çirkin ve kötü bir bakış acısıdır. Ama ne yazık ki, bu yanlış anlamayı ne değiştiren, ne de değiştirmeyi düşünen var.
Düşünülmediği içinde bu gün topluma verdiği zarar çok ama bunu bilen de yok. Nedeni ise; Her şeye sahip olma duygusu insanın (rakibine karşı ) düşmanlığını artırır. Paylaşım duygusunu törpüleyip azaltır. Şu an ülkemizin içinde bulunduğu durumu düşünürseniz. Sonucu daha net görürsünüz.

Halbuki bir ülkede her şeyi sevgiyle yapıp paylaşıp kaynaşmak varken bugün bunun tamamen tersi yapılarak bu güne kadar bizi bir arada tutan tüm değer yargılarımızı oluşturan mihenk taşları yer değiştirmektedir. Yer değiştirilen taşlarla da farkında olmadan toplum birbirinden ayrıştırılmaktadır.

Vatanı için ölen şehit ve şehit ailesine verilen değer ile milli takımda oynayan sporcuya verilen değer asla bir olamaz. İkisi birbiriyle kıyaslanmaz. Kıyaslanması bile düşünülemez. Düşünüldüğünde değer kaybına uğrayan duygular vicdanları sızlatır. Aramızdaki sevgiyi yok eder. Kaynaşmayı eritip bizi birbirimizden ayrıştırır.

Onun için her şey amacına yönelik olmalı. Şehitlerimize sahip çıkıp, sporcularımızı korumalıyız. Tüm değerlerimize saygılı olmalıyız. Ülkemizin huzur bulup barış içinde yaşaması için de dengesini sağlayıp ölçülü yaşamalıyız.




Cahit Karaç

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Şiirkolikte kayıtlı 216 yazısı bulunmaktadır.

Cahit Karaç yetkili üye konumundadır.


Cahit Karaç denemeleri
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri