» Nazım Hikmet Ran şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni!)

04.03

2017

Sitem Kusmuğu

Dilara Aksoy

Bu öykü, 04.03.2017 tarihinde günün denemesi seçilmiştir.



Tekrara düşüyorum, elimden tutmayı bekleyen bir el varsa da bir yerlerde; elinden tutmayı beklediğim yârin askıya aldığı gönül çiğneyen sakızlarda aslında sakızların da insafsız olabileceklerinin ve çiğnenmişler arasında beni görmek zaferlerinde kutlama yapmalarından anlıyorum hâlimin geçmişin perdesinde seyirlik oyun olmaktan da cayıverdiğini.

Seslenmek ona uzanan bitap anonsumdur benim. Zaten onun tarafından bir an olsun duyulmadı, ben de kendi sesime tiz terk edişler armağan ettim. Kendime 'defol' derken kendime 'gitme dur' diyebilecek paranoyalar koşuşturuyorum yarış atlarına rakip olsunlar diye. İnsan muamelesi bile görmelerine izin vermek istemiyorum tekrarlarım unutamamak gerçeğime banyo yaptırıp toz toprak içinde kalışlarını hiçbir şekilde temizleyemezken.

Saçları çok güzeldi mesela, gerçekten güzeldi saçları. Peruk yapıp saçıma oyun arkadaşı yapabilirdim çocuk kalbimle. Karayı bile sevmiştim onun saçlarında, karası bana mühürlüydü sanki saçlarının. Gözleri, gözleri de güzeldi işte. Aslında bakışları en sahici ayrılığımdı kendimden kopuşumun.

'Ben kimim?' 'Ben kimdim?' Yalnızlık temamın inci dişli yalnızlığı sarılıyorken bana hiçbir zaman fırçalamayı düşlemeyeceğim muhteşem gülüşlü dişleri vardı onun. Ah, kendime bu kadar hayran olabilseydim imza kapabilmek için kırk takla atardım. Ona, ayran gönüllü kalbimin su içmekten bile caydığı tökezlemeli aşk trafiğimde şoför koltuğundaki acemiliğimle denk geldim. Hâlâ edepli hayallerimin gizli adamı olduğunu ona hatırlatmamak için kalbimi zor tutuyorum. Kalbim benden gitmek için heves ederken onu ellerimin arasında ezmek tehdidiyle durdurmaya çalışıyorum.

Engelliyim onun kalbinde, bin küsur sosyal medya hesabıyla karşısına çıksam; kalbinin engelinde spam krizleri geçiririm. Kalp krizinin öz cellâdı derler sonra buna. Ah, teşekkür edecektim ben daha ona.

Bu kadar görgüsüzce halletmek cahilliğimde aşkı, çok sevebildiğimi bana kanıtlayabildiği için hediye sunacaktım. Her gün, her saniye, her salise, fırsat düş bazlığımca; hep ve hiç tüketmeden.

Olmadı, sağlık olsun desem ona hasta olduğum için yalancı olur muyum?

Bir ilaç bile yazmadı, günde bir kez aç karnına; tok karnına fark etmez, sadece günde bir kez hayatımda olmak hakkını yıldızlardan çalıp bana yazmadı bile reçeteli deli aşkımca... Öksürüyorum ama, hapşırıyorum arada; sonra bir ağlamak krizi geliyor ki melodileri kahkaha olsa bile şarkıların bir an öylece duruyorlar 'bu delinin teki' diyerek. Şarkılar da susuyor o an, kulaklarım tıkanmış diyorum, doktorum belki açar ya da en fazla üfler yaralarıma; şairlerin üfürükçü teyzelere inancı bir kez daha pekişir. Üflenen yaralar serüvenine bir seven olarak belki ben de eklenirim diyorum.

Gözleri kapalıyken de güzeldir; görmedim ama hayalimin ipine tutundum yine de; beni düşürmesine fırsat vermeden. Uyurken de güzeldir elbet, çok güzeldir hatta benden daha güzel. Yakışıklı uykusuna güzel bir tebessüm bırakandır eminim. Benden başka herkese sevaplarını katıyordu zaten. Ben onun için cahil günahlar takviminin her gün görev bildiği işe yaramazıydım.

Tekrara düşüyorum, kuyular affetsin. Elini görüyorum, evet bu kez görüyorum. Gülüşünü gördüğüm gibi. Asıl şimdi uyuyorum, uyanmak onun yanında güzel olur eminim. Kapatmaktadır kalbinin namuslu ışıklarını bana, karanlıkta kalmak hakkıma hak katmaktadır insafsız. Yeşeren baharın ibne kışına bir çimdik de o atmaktadır. Sırf canımdan bir kez daha can parçalansın da parçalanmak hiçbir şeye münhasır olmasın diye. İnsafsızdır o; severim kendisini, insafsız sevmek âdetimdir. Huyum kurusun.

Kaba sözcük aşıran parmaklarım ellerine hasreti gömüyorlar. Selamları var, her şey gibi ve hep toprağa yaraştırdığı aşkımın vuslata konmayan biçare kuşu gibi. Tekrara düştüm, kahkahası çınlatıyor kuyuları; ne işim olur? Ben tekrarların üç dakikadan fazla sürmeyen ezberlenmemiş şarkısıymışım, ‘miş'li geçmiş zamanlı özleyişlerim fısıldadı kulağıma. Meğer duyabiliyormuşum.

Kolları da güzeldir; o kollarla sarılması da güzel olurdu. Başkası sarılacak ya da belki yastığı. Yastığının pamukları, sarıldığı kadının kolları şanslı olmalı. Şans bende ikramiyesinde amortili bekleyiş çıkan son sözümdü; söylerken saniyesinde bitti. Bittik biz de hiç başlamamışken. Doğrudur; güzel severdi sevebilseydi ve yine hep doğru; onun tarafından güzel sevilebilmek tekrarıyla nikâhı basabilmek gibi bir durum olsaydı onu da yapardım. Tekrarların evet'i olurdum 'dur' dikenli güllerime değip kanamasaydım.

Düştüm. Düş'ün kısmeti bol olur; görürse beni oralarda bir yerlerde ben onsuz kayıp kentimin aşk başkanıydım; istifamı verdim duyurulur...

Dilara Aksoy

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Şiirkolikte kayıtlı 243 yazısı bulunmaktadır.

Dilara Aksoy yetkili üye konumundadır.


Dilara Aksoy denemeleri

Deneme için yorumlar

Bu denemeyi sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri